İlk Günah

Standart
Görsel: anaeraida.blogspot.com.tr

Görsel: anaeraida.blogspot.com.tr

“Git buradan, seni sevmiyorum artık” diye bağırıyordu küçük kız teyzesinin ardından. “Senden nefret ediyorum” diye edepsizce çığlıklar atıyordu. İçinde ise büyümekte olan bir korku vardı, iki başlı ejderha gibi bir korku. Söyledikleri doğru değildi, tabii ki. Sevmediği ya da nefret ettiği doğru değildi. Korkusunu gizleyen sözlerdi onlar: Yalnız kalmak, sevilmemek… Ömrü boyunca korkacağı, hayatını esir alacak, tüm ilişkilerini etkileyecek korkunun temelleri atılıyordu o “edepsizlik” sahnesinde, sahte sinir krizleri ve çığlıklar arasında.

Daha 5 yaşında anlayabiliyordu sevilmemenin, ömrü boyunca yalnız ve sevgisiz kalmanın ne demek olabileceğini. Bunun gücünü biliyor ve teyzesini de bununla tehdit ediyordu o “büyümüş de küçülmüş” aklıyla. Bu aynı zamanda şeytanla imzaladığı bir anlaşmaydı, bunun ne demek olduğunu bilmese de içinde o soğuk, ama yakan elin yüreğini sıkmaya başladığını hissediyordu. Teyzesini tehdit ettiği o büyük güç kendini de tehdit edecekti bundan böyle, hem de ömrü boyunca. Söylediği bir yanlış kelime, işlediği en ufak bir hata “ömür boyu sevilmeme” kapısının anahtarı olabilirdi.

“Aşağı bakma sakın” Tehlikeyi görmediğin müddetçe güvende sayılırsın. Farkında olmadığınız birşeyden korkmazsınız. Küçük kız da koşulsuz sevmeyeceğini düşündüğü anda koşullu sevgiler gerçeğini yarattı kendisi için. Hep en iyi, en akıllı, en uslu, en başarılı olmak zorundaydı artık. Kendi ile bir yarış içinde olacaktır, “Aferin”lerle birlikte sevgiyi de haketmek için. Artık kendi olarak mükemmel değildir. İlk günah işlenmiştir. Büyüklerin dünyasına adım atılmıştır artık.

10 Ekim 2003