Dost Kahvesi

Standart
Fotoğraf: Ayşe Eren Baziki

Fotoğraf: Ayşe Eren Baziki

Bir kahve yapıverse dostum
Otursak karşılıklı şöyle
Başlasak sohbete
Geçmişin tadı damağımızda
Geleceğin türküsü dilimizde
Otursak da bir karşılıklı
Sohbet başlasa
Günlerin köpüğü kahveye
Kahvenin telvesi hayata karışsa
27 mart 2012
Reklamlar

Umut

Standart
Fotoğraf: Yüksel Çelik

Fotoğraf: Yüksel Çelik

Umut? Melankoli?
Kim bilir kimi düşünüyor?
Ekmek parası mı derdi,
Sevda yarası mı?
Kuşları mı seyrediyor yoksa?
Keyfe keder mi o dalışlar?
Bir cigara içimi mi o iç geçiriş?
Gözden ırak sevgiliye mi yoksa o sitem?
Umut? Endişe?
Belki oğlan hasta,
Evde ilaç bekler
Ya da sadece aylaklık belki?
23 Mart 2012

Gitmek

Standart

İtiraf edin. Hiç biriniz benim gittiğim gibi çekip gidemezsiniz. Hepiniz rol yapıyorsunuz. Tırnaklarınızı geçirmişsiniz oturduğunuz yerlere ve asla bırakmamak için bahaneler bulup duruyorsunuz.

Tek tek, her biriniz benim yerimde olmak istediğini söyledi, oysaki. Bazılarınız hayallerini çalmakla suçladı beni.  Ben de inandım ve kendimi daha bir iyi hissettim giderken. Hepinizin hayalini gerçekleştiriyordum ne de olsa. “Gitmek tedirginliği kaldırmaz”, dedim kendi kendime. “Hem bak, Can Dündar da aynısını söylememiş mi? Sırt çantan hep hazır durmalı, alıp çıkabilmelisin, vurabilmelisin yollara kendini”.

Sonra? “Sonrasını düşünmek gitmemek için bahane aramaktır”, dedim. Hadi, cesaretin varsa at benim gibi adımını, arkasını düşünmeden.

Sorsam, hepinizin emeklilik hayali benim yaptığımı yapmak. Ben bunu şimdi yaptım. Ne kaybederim, diye durup düşünmedim bir an için. Kayıplarımla kazançlarımı karşılaştırmadım, pazarlık yapmadım.

Çantamı aldım ve çıktım sadece.

Yorumlayamadığınız bir çığlıktı oysa terk edişim. “Beni tutun” yalvarışı vardı içinde. İstemez miydim ben de sizin gibi uyum sağlamak? Asimile olmanın cazip çekiciliğini hissetmemiş miydim iliklerimde? Sizin gitmek korkunuz bende bir kalmak türküsü idi sadece. Durabilseydim gider miydim? Uyum sağlayabilseydim sizin gibi? Tırnaklarımı geçirebilecek bir zemin bulsaydım, tutunmaz mıydım?

Pişman mıyım? Herkes kadar. Bazen pişmanım yerin dibine kadar, bazen hiç de değilim. Bizi pişman kılan nedir? Başka bir hayatın ihtimali mi? Daha iyi bir hayatın? Daha iyiden kasıt nedir bu durumda? Daha başarılı mı? Daha mutlu mu? Kim daha mutlu gece yatağa yattığında, bilebilir misiniz?

Şüphesiz ben değilim, giden bendim ne de olsa. Rahatsız bir ruh. Sizi de rahatsız etmiyor muydum? Hem kalışımla, hem de gidişimle tedirgin etmedim mi? Sorgulamadınız mı kalışınızı? “Yok, yok, kalmam lazım benim.” diye hesap etmediniz mi kendi kendinize.

Benim için de böyle işte. Ben de soruyorum derinlerde. “Yok, yok, gitmem lazımdı benim.” diyorum kendimi inandırmak isteyerek.

Yolun sonuna vardığımız bugün, gitmek de bir kalmak da… Giden ne buldu, kalana ne kaldı? Mutlu muyuz bir adım daha?

Atmaca gibi bekliyorsunuz hala biliyorum. Ağzımdan çıkacak “pişmanım” sözünü bekliyorsunuz. “Biz sana demiştik.” diyeceksiniz hep bir ağızdan, halinizden memnun gülümseyeceksiniz. Bir tek ben emin olamayacağım hala, kalmak daha mı iyi olacaktı sizce?

8 Mart 2012

Ebru’ya

Standart
Floral Ebru by Necmettin Okyay

Floral Ebru by Necmettin Okyay

Bir düştü önce, ebrulî
Adım adım düştü gönlüme
Sessizdi çığlıkları
Hani bir bebeğin uykusundaki
iç çekişleri gibi
Hani günlerce ağlamış da
Gözyaşları tükenmiş
Hıçkırıkları boğazına tıkanmış gibi
Yine de bir anda kaldırınca başını
Bir ışık çaktı, ebrulî, gözlerinde
Düşlerin alazı
Sevginin palazı
Ömrümün özeti geçti bakışlarından
Ruhuma uzandı
Kalbime bir tohum bıraktı
Çıktı…
1 Mart 2012