Örtü

Standart
Görsel: cocorosetextiles.blogspot.com

Görsel: cocorosetextiles.blogspot.com

“Ört ki ölem” derdi anneannem… Bizim zamanımızdaki adı DEPRESYON… Günlerce yatağımdan çıkmak istemediğim oldu, karanlık odamda “dokunmayın bana” şeklinde yattığım… Cenin pozisyonunda…

Yine de “örtü denince güzel şeyler de düşünebilirim” diye düşündüğümde aklıma ‘70’lerde telefonların üzerindeki dantel örtüler geldi… Televizyonun, koltuk arkalarının üstündeki dantel örtüler… Hatta bir buzdolabı örtüsü vardı çeyizimde, şimdi hatırlıyorum… Sahi, nerede o?

Bir dönem eve örtü örtmemek modernliğin simgesi oldu… Kocaman uzun masa örtüleri yerini ufacık dekoratif örtücüklere bıraktı… Peki sonra, sonra ne oldu?

Bilmiyorum, ondan sonra evlenmişim…

Reklamlar

Küsurlar

Standart

Ne zaman bir sayı versem… 5 yıl önce, 8 ay önce gibi… eşim düzeltiverir beni “4,5 yıl önceydi…”, “11 ay oldu” falan diyerek… “Aman” deyiveririm keyfim yerinde ise… “3 ay için beni mi kıracaksın?” küsur deyince ilk bu geldi aklıma… Kısaltmalar, yuvarlamalar… Oysa ki, hayatta takılıp kaldığımız bu küsurlar değil mi bizi akıştan uzaklaştıran… Ana fikir sayıda değil çünkü, detayları kaçırmamıza neden oluyor küsurlar…

“Atın bütün küsurları” diyecektim ki tam Almanya geldi aklıma… Almanya’yı çok özlerim ben ara sıra… Trenlerinin 7:03’e tarifeli olmasını özlerim ve 2 dakika gecikmeyi “Verspaetung” diye haber vermelerini… Yani bütün o küsuratın getirdiği kesinliği özlerim.

Bir sayıyı yuvarladığınız zaman gözünüze ne kadar net görünür. TAM sayı… Adı üstünde… Büsbütün, ulaşmayı umduğumuz, aradığımız… Oysa ki o attığımız küsurlarda hayatın tadı… Atmaya kıyamadığımız küsurlarda hüznümüz… En iyisi kusurlarımızı sevelim ve küsurlarımızla yaşamayı öğrenelim…