KISA TIRNAKLARIN ÖYKÜSÜ

Standart
İpek Çiçeği (Portulaca Grandiflora)

İpek Çiçeği (Portulaca Grandiflora)

Tırnaklarım hep çamurludur benim, bilir misiniz? Bir bitki gördüm mü dayanamam, ne yapar eder, bir parça toprak bulur, daldırıveririm içine… Yıllar süren çiftçilik deneyiminden geldiğini sanmayın bunun. Apartman çocuğuyum ben. Bitkilerle ilgili hatırladığım ilk şey, anneannemin pencere önü saksıları… Bir de büyük ev bitkileri şüphesiz, devetabanı ve kauçuk… Çocukluğumun bir parçası o çiçeklerin anıları… Bir de yine anneannemden dinlediğim tarlalardan ot toplama hikâyeleri… Labada mesela, kuzukulağı… Hep bildiğim, ama ancak on yıllar sonra tanıştığım bitkiler…

Bir gün, okulların tatil, sokakların boş olduğu sıcak bir yaz gününde, yerde bir bitki bulmuştum. Çiçek, tomurcuk falan yoktu üstünde… Sıcaktan iyice yumuşamış bir sap sadece, öylece yatıyordu asfaltın üstünde… Yolda bulduğu yaralı kediyi, hasta kuşu eve taşıyan diğer çocuklar misali, ölmek üzere olan o bitkiyi eve taşıdım ben de… Anneanneme götürdüm. Hemen alıp suya koydu bitkiyi, ama vazo ya da bardağa değil de bir kül tablasına, yan yatırdı. Hala düşünüyorum, bildiğinden mi yapmıştı, yoksa o mu gelmişti eline… O yeşil kül tablasında yeniden hayat buldu bitkicik, köklendi hemen. Onu alıp bir saksıya aktardık birlikte… Meğer bir ipek çiçeği ile müşerref olacakmışız… Harika, kırılgan, ipek gibi taç yaprakları olan muhteşem dayanıklı bir çiçek…

Belki o deneyimden kaynaklanıyor doğa ile bu iletişimim… Hani “parmağını daldırsa tutar” denilen insanlar vardır ya, işte ben onlardan biriyim… Doğa her zaman ödüllendirmiştir beni. Bir saksı çiçek alırım, yanından ya çilek boy gösterir ya ısırgan… Kargalar gelir ceviz diker balkonumdaki saksıya… Bir bakarsınız semizotu sürüvermiş sardunyalarımın dibinde, bir bakarsınız fesleğen begonyanın altında.

İşte bu nedenle tırnaklarım hep çamurludur benim, kıyamam çünkü, bir boynu bükük çiçek gördüm mü illa ki daldırırım toprağa…

20 Nisan 2014

Not: İki gün önce (lisanın onsekizinde, senin deyiminle), 90. yaş gününü kutladım içimde… Bu yazı da sana doğum günü armağanı olsun benden. Nur içinde yat anneannem…

Yorgun

Standart

Fotoğraf: Matt Austin

Yorgunum anla

yaşamaktan

saçlarında yok olan beyazlar gibi

yaşlanmadan

kuraklıkta esen rüzgar gibi

yorgunum işte

veda eden zaman gibi

yorulmaktan bile yoruldum

öyle durmaktan

peki der gibi

anlamsızca peki

eski dilden kalma bir söz gibi

adını bilmiyorum

çoktan unuttum

ucu kaçıveriyor düşüncelerin

çırpınsam

tutar mıyım

unuttum çırpınmayı

kuşların kanadını bile unuttum

gözümün kenarındaki

dilimin ucundakini bile

yorgunum anla…

19 Nisan 2014

Kağıttan gemiler

Standart

askmabedirsm13xw3

Kağıttan gemiler yaptım kendime

Acılarımı yolcu etmek için

Oysa ihanet ettiler bana

Hüzünler taşıdılar geriye

Özlemlere yelken açtılar

Neş’e tahsil edecektim rüzgardan

Oysa yel aldı sevinçlerimi

Gemiler mahsun kaldı

Yıprandı telaşlarda

Daha suya veremeden

Islandı kursaklarda

15 Nisan 2014

 

 

Şerit ihlali

Standart

Fotoğraf: Ayazmana by Fembi

Bir şerit ihlalinden ibaretti yaşamı…

Düz tutmakta zorlandı mı direksiyonu

Yoksa gözü başka şeritlere mi kaydı

Bilinmez…

Şeridi falan bırakıp yoldan çıksaydı

Hatta dursaydı bir anlığına…

Ben orasını bilmem…

Bir şerit ihlalinden ibaretti yaşamı

15 Nisan 2014

Işığı beklerken

Standart

1601017_635896693145420_8805682858941928148_n

Her gece, penceremin yanında ışık yakacağım

Tıpkı masallardaki gibi

Her gece, seni bekliyor olacağım

Geceyi ipeğe işler gibi

Gölgeleri sevmek zorunda ışığı yakan, bilir misin?

Karanlık bile daha az ürkütücü oysa

Gölgelerin uzamasından

Ne olur, uzamasın daha fazla

Her gece, penceremin yanında

Seni bekliyor olacağım

Parmaklarım mı bana ihanet eden

Sesimi aldı karanlık

Her gece

Seni, sesimi

Gölgeler bana arkadaş olmasın

13 Nisan 2014